A’dan Z’ye Yapay Zekâ | Özçekim
Teknoloji & Uzay

A’dan Z’ye Yapay Zekâ

Yapay zeka nedir? Hayatımızın hemen hemen her yerinde karşımıza çıkmaya başlayan bu tabir, aslında ne anlama geliyor? Çıkış noktası ne? Gelişimi nasıl oldu? Hangi mantıksal düzlem üzerine kuruldu? İnsan zekasından daha mı zeki yoksa bütün bunlar bir şehir efsanesi mi? Bütün bunlar ve daha fazlası, sizin zekanızın tetkik edebilmesi için sizlerle. Evet, karşınızda teknolojinin pikt noktası: yapay zeka.

Artificial Intelligence (AI)

Özellikle gençlerin tanıdık bulabileceği AI, yani yapay zekanın İngilizce açıklaması, bir bilgisayarın veya bilgisayar kontrolündeki bir robotun çeşitli faaliyetlerdeki zeki canlılara benzer şekilde kabiliyet sergileyebilmesi anlamına gelir.

Yani yapay zeka, insanın düşünme yöntemleri üzerine kurulu bir mekanizmadır. Düşünme yöntemlerini analiz eder ve bunlara benzer yapay yönergeleri ortaya çıkarır, sonra da geliştirir.

Programlanmış bir bilgisayarın düşünme girişimi gibi görülen yapay zeka, öğrenebilen ve insan zekasından bağımsız bir şekilde kendini yönlendirebilen bir yetiye sahiptir. Temelde insanın evreni ve doğayı keşfetme çabasıyla paralellik gösteren bir amaca sahiptir.

Yapay zeka, insan zekasına özgü olan algılama, öğrenme, çoğul kavramları bağlama, düşünme, fikir üretme, sorun çözme, iletişim kurma, çıkarım yapma ve karar verme gibi yüksek bilişsel fonksiyonları sergilemesi beklenen bir işletim sistemidir. Bu sistem tepkiler üretip bu tepkileri fiziksel olarak dışa vurabilmelidir.

Yapay Zekanın Doğuşu

Yapay zeka modern bilgisayardan doğmuştur diyebiliriz. “Makineler düşünebilir mi?” gibi ilgi çekici bir sorunun ürünü olan çalışmaların sonucunda yapay zeka icat edilmiştir.

Ünlü matematikçi Alan Mathison Turing, İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazilerin Enigma şifre sistemini çözmeye çalışan grubun içerisinde yer alan bir bilim adamıdır. İngiltere’de şifre çözme amacıyla başlatılan çalışmalar, Turing prensiplerinin oluşturduğu bir takım başka çalışmalara öncülük etti. Boole cebirine dayanan veri işleme mantığıyla, makine zekası kavramı doğdu. Modern bilgisayarların atası olarak kabul edilen Bombe bilgisayarı ile Colossus bilgisayarı, programlama mantığı olarak insan zekasını örnek aldı. 1970’li yıllara geldiğimizde ise Microsoft, Apple, Xerox ve IBM gibi büyük şirketler kişisel bilgisayar yani PC (Personal Computer) modelini geliştirdi ve popüler hale getirdi. Bu esnada yapay zeka çalışmaları daha dar bir araştırma çevresi tarafından geliştirilmeye devam etti.

Bugün bu çalışmaları teşvik etme amacı ile Turing’in adıyla anılan Turing Testi, ABD’de Loebner Ödülleri adı altında makine zekasına sahip yazılımların üzerinde uygulanarak başarılı olan yazılımlara ödüller dağıtmaktadır. Özünde diyalog kurma sistemine dayanan bu çalışmalar, insan zekasının diyalogla iletişim kurmasından esinlenerek yapılmıştır.

Türkiye’de de makine zekasına özgü çalışmalar yapılmaktadır. Doğal dil işleme, uzman sistemler ve yapay sinir ağları alanlarında üniversiteler bünyesinde ve bağımsız olarak çalışmalar sürdürülmektedir. Bu çalışmalara örnek olarak D.U.Y.G.U yani Dil Uzam Yapay Gerçek Uslamlayıcısı’nı verebiliriz.

Yapay Zekanın Gelişim Süreci

Yapay zeka ile alakalı ilk çalışmalardan biri McCulloch ve Pitts tarafından yapılmıştır. Bu araştırmacıların önerdiği yapay sinir hücrelerini kullanan hesaplama modeli, önermeler mantığı, fizyoloji ile Turing’in hesaplama kuramına dayanıyordu. Herhangi bir hesaplanabilir fonksiyonun sinir hücrelerinden oluşan ağlarla hesaplanabileceğini ve mantıksal işlemlerinin gerçekleştirilebileceğini gösterdiler. Bu ağ yapılarının uygun şekilde tanımlanmaları halinde öğrenme becerisini kazanabileceğini ileri sürdüler. Hebb, sinir hücreleri arasındaki bağlantıların şiddetlerini değiştirmek için basit bir kural önerince, öğrenebilen yapay sinir ağlarını gerçekleştirmek olası hale gelmiştir.

1950’lerde Shannon ve Turing, bilgisayarlar için satranç programları yazıyorlardı. İlk yapay sinir ağı temelli bilgisayar SNARC, MIT’de Minsky ve Edmonds tarafından 1951’de yapıldı. Çalışmalarını Princeton Üniversitesi’nde sürdüren McCarthy, Minsky, Shannon ve Rochester, 1956 yılında iki aylık bir çalışma düzenleyerek birçok çalışmada bulundu ve “yapay zeka” adını ortaya sürdü. İlk kuram ispatlayan programlardan Logic Theorist (Mantık Kuramcısı) da burada Newell ve Simon tarafından tanıtıldı.

Daha sonra Newell ve Simon, insan gibi düşünme yaklaşımına göre üretilmiş ilk program olan General Problom Solver’ı (Genel Sorun Çözücü) geliştirdi. Simon, fiziksel simge varsayımını ortaya attı ve bu kuram insandan bağımsız zeki sistemler yapma çalışmalarıyla uğraşanların hareket noktasını oluşturdu. Simon’ın bu tanımlaması bilim insanlarının yapay zeka yaklaşımlarında iki farklı akımın ortaya çıkmasına neden oldu: Sembolik Yapay Zeka ve Sibernetik Yapay Zeka.

Ve Nihayet Başarı

Her iki akımın da uğradığı başarısızlıklar, her sorunu çözecek genel amaçlı sistemler yerine belirli uzmanlık alanındaki bilgiyle donatılmış programları kullanma fikrinin gelişmesine sebep oldu ve bu durum yapay zeka alanında yeniden bir canlanmaya yol açtı. Kısa sürede Uzman Sistemler adı verilen bir metadoloji gelişti.

Uzman Sistemler bir konuda belli ön koşullar aynı anda var olduğunda konunun bir uzmanının ne karar alacağını belirleyen kuralların tümünü içeren bir programı gelen problemlere uygulama temeline dayanır. Bu sayede her verilen kararın hangi kurallar uygulanarak verildiği kolayca çözülmüş oldu.

Yapay Zekanın Geleceği

Bilim uzmanları 2025 yılına gelindiğinde, bir insanın hepsi aynı anda paralel olarak çalışan 100 milyar nöron bağlantısının toplam hesap gücünün alt sınırının saniyede 10 katrilyon hesap düzeyine çıkacağını düşünmekteler. Beynin bellek kapasitesine gelince, 100 trilyon bağlantının her birine 10.000 bit bilgi depolama gereksinimi tanınırsa, toplam kapasite daha da yukarılara çıkıyor. 2020’ye gelindiğinde insan beyninin işlevselliğine erişmiş bir bilgisayarın fiyatının 1000$ olacağı tahmin ediliyor. 2030’a gelindiğinde1000$’lık bir bilgisayarın bellek kapasitesi tam 1000 insanın belleğine eşit olacak. 2050’de ise bu sayı yeryüzündeki tüm insanların bellek kapasitesinden daha fazla olacak. Yani gelecek, yapay zekanın.

Buna da Göz At

Close
Close