Yaz Aylarının Sıcaklığında İçinize Su Serpecek Öykü Kitapları | Özçekim
Kültür - Sanat

Yaz Aylarının Sıcaklığında İçinize Su Serpecek Öykü Kitapları

Kelimelerle hararetini dindirmeye geldik! Yaz aylarının bunaltıcı havasından kurtulmak için kelimelerin büyülü dünyasına sığınmaya ne dersin? İşte hiç sıkılmadan okuyacağın öykü kitapları!

Sait Faik Abasıyanık-Mahalle Kahvesi

“Ben görmeden severim bahçeleri, insanları, evleri…”

(…) Mahalle çocuğu, Sait’in hikâyelerinde bir iki tane değildir; birçoktur. Bunu, onun bu yaşa kadar değişmemiş mizacına veriyorum. Bence Sait Faik ne genç hikâyecidir, ne ihtiyar. Bence o, kırkını aşmış bir mahalle çocuğudur.

Ama sakın bu hükmü onu kötülemek için söylenmiş bir söz sanmayın. Çocuk deyişim ona gençlikten daha genç bir yaş biçişimden, mahalle çocuğu deyişim de onu, ekseri mahalleden yetişenler gibi, halktan bir insan, halka bağlı bir insan sayışımdan ileri geliyor.”

-Orhan Veli Yaprak, 1 Şubat 1950-

Refik Halit Karatay- Memleket Hikâyeleri

“İnsan kalbinde daima, daima yer bulan hıyanete, zulme karşı uzun müddet şaştı, düşündü; halledemedi.”

Refik Halid’in anlattığı olaylar bütünüyle yaşadığı dönemin olaylarıdır. Memleket Hikâyeleri ile Gurbet Hikâyelerinde canlandırılan kişilerin çoğu adeta canlıdır. Bütün bu yönleriyle Halide Edip onun yalnız Türk edebiyatının değil, Rus ve Amerikan edebiyatlarından sonra, hikâyecilikte cihan ölçüsünde ön planda bir yer işgal edebilecek bir hikâyecimiz olduğunu belirtir.

Tanzimattan Bugüne Edebiyatçılar Ansiklopedisi

İskender Pala-Meselâ

“Arada sırada on dakikanızı ayırıp kendi cenaze merasiminizi hayal edin.”

Kitaptaki her bir hikâye “mutlaka”larımız ile “keşke”lerimiz üzerine yeni bir bakış açısı getiriyor. Bazen bizi eski zamanlara götürüyor, bazen güncel sorunlara farklı bir gözle bakmamızı sağlıyor, en çok da çevremizi ve kendimizi tekrar tanımamıza kapı aralıyor. Usta kalemiyle geleneğin hikmetlerini ve günümüzün tecrübelerini güncel bir üslupta buluşturan Pala, okuyucularına eğlenceli ve yararlı bir okuma serüveni vadediyor.

Kaan Murat Yanık- Uçurtma Mevsimi

“Kız yanına yaklaştı adamın, ellerini bileklerine sürdü üç kez, “Hadi gidelim,” dedi.

“Gitmeyelim,” dedi adam ürkerek, “çok yorgunum.”

“Gidelim,” dedi kız tekrar. “Bak, rüzgâr da hızlandı.”

“Uyursak geçmez mi, içimde görünmeyen yüzlerce yara var,” dedi adam.

“Olur arada böyle, uyursak geçmez belki ama uçurtma uçursak kesin geçer,” dedi kız.”

Daha ilk kitabından kendisine geniş bir okuyucu kitlesi edinen Kaan Murat Yanık, çeşitli dönemlere dair anlatılarının yanı sıra günümüzde geçen öyküleri Uzakdoğu’dan Avrupa’ya dünyanın çeşitli mekânlarını mesken tutuyor. Daha önemlisi, Uçurtma Mevsimi’nde kendini ve dünyasını katmayı başarıyor yazdıklarına.

Ahmet Hamdi Tanpınar-Hikâyeler\Yaz Yağmuru

“Onu beklemiyordu, gelmeyeceğine emindi. O geçici bir yaz yağmuru, bir aydınlık fırtınası idi. O kadar.”

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın daha önce yayımlanmış olan Yaz Yağmuru ve Abdullah Efendi’nin Rüyaları isimli hikâye kitapları ile dergilerde yayımlanmış fakat kitaplarına girmemiş iki hikâyesinden oluşan kitap, hülyalarınıza bir yenisini daha ekleyecek.

Yusuf Atılgan-Bütün Öyküleri

“Önce anam başladı bağırmağa.

– Muhtaaar! Yoksulsak ölelim mi?”

Yalnızlık, özgürlük, iletişimsizlik, bunaltı gibi temaları modern anlatının kuralları içinde samimi bir dille ve destansı bir boyutta işleyen Yusuf Atılgan, Bodur Minareden Öte ile Türk öykücülüğünün ustaları arasındaki yerini almıştı. Atılgan, bu kitaptan sonra iki masal ve iki öykü, bu kitapta bir araya getirildi. Böylece Yusuf Atılgan’ın öykü ve masalları tek ciltte toplanmış oldu. Ekmek Elden Süt Memeden için “1970 yılı gözünde yazılmış bu iki masal çocukları olduğu kadar büyükleri de ilgilendirir sanırım. İkisinde de ninemin anlattığı masalların öğelerinden yararlandım” diyen Yusuf Atılgan, halk edebiyatı formlarını kendine özgü bir ustalıkla modern bir anlatıma dönüştürüyor. İnsan ruhunun dehlizlerinden kotarılmış öyküler ve masal gibi iki masal…

Kitap, özlediğiniz masalları hayal dünyanıza yeniden getirecek…

Rasim Öz- Hastalar ve Işıklar

“Havada görünmeyen, minicik törpüler.. eşyayı pörsütüyor, derimizi yalayıp geçiyor, içimizde konukluyor, durmadan sürtündüğü, konukladığı yerleri yenileştirme uğraşısı içinde, bilmeden eskitip geçiyor. Tükenme. Duyuyorum. Ama nereye değin, nere için? Dumandan, soluklardan, sesten bir çizgiler ağır ağır azaltıyor, azaltıyor, azalıyorum. Bu mu ölüm? “

Öyküyü dantela gibi işleyen bir Türkçe, hayalgücünü tutuşturan tasvirler; gerçeklik duygusundan koparmayan bir örgü… Rasim Özdenören çağdaş Türk hikâyeciliğindeki güçlü konumuyla kendinden sonra gelen pek çok öykücüyü etkiledi. Hastalar ve Işıklar onun şimdiden klasikleşmiş olan öyküler demeti.

Daha Fazla Göster
Close