Şairlerimizle İlgili Çok İlginç Hikâyeler | Özçekim
İlginç BilgilerKültür - Sanat

Şairlerimizle İlgili Çok İlginç Hikâyeler

Çıkmazdan beslenen şiirin yaratıcıları da en az şiirleri kadar ilginç olmalı değil mi? Yoksa bunca duyguyu bembeyaz kâğıda nasıl dökecekler? “Şairin hayatı da şiire dâhil” diyerek gelin, Türk Edebiyatının önde gelen, efsane şairleri ile ilgili ilginç ve çarpıcı bilgilere birlikte göz atıp şaşıralım.

Yolun Tamamını Bitiremedi: Cahit Sıtkı Tarancı


“Yaş otuz beş! yolun yarısı eder. Dante gibi ortasındayız ömrün…” diyen ünlü şairimiz maalesef yolun sonuna yaklaştığından habersizdi. 11 yıl sonra, 46 yaşına geldiğinde aramızdan ayrılan Tarancı, 1953’te 43 yaşındayken geçirdiği kriz ile felç kalmıştır. Ve 3 yıl sonra Avrupa’da tedavisi sürerken zatülcenp isimli hastalık sebebi ile vefat etmiştir.

Prematüre Bir Bebekti: Ahmet Hamdi Tanpınar


“Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında…” dizeleri ile herkesin hatırladığı, Türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük yazarlarından olan Ahmet Hamdi Tanpınar prematüre olarak yani erken doğum ile doğmuştur. Karanlığa ve zamana karşı daima bir yarış içinde olan yazar, “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” kitabı ile bu yönünü hepten gözler önüne sermiştir.

Bir Çukur Onu Erkenden Aramızdan Aldı: Orhan Veli Kanık


Türk edebiyatının en rahat yazarlarından biri olan Orhan Veli Kanık’ın ise ilginç bir hikayesi var. 10 Kasım 1950’de henüz 36 yaşında iken Ankara’da belediyenin kazdığı bir çukura düşmüştür. Bu sayede başından hafif yaralanan Kanık, bunu çok önemsememiştir. İki gün sonra İstanbul’a dönen yazar, maalesef bu olayın ardından beyin kanaması geçirmiş ve 14 Kasım günü hayata gözlerini yummuştur.

Türklüğüne Âşıktı: Ziya Gökalp


Turancılık, Türkçülük akımının öncülerinden olan Ziya Gökalp, aslının Türk olmadığı iddialarına dayanamamaya başlar ve 18 yaşında iken kendi kafasına silah sıkar. Buna rağmen ölmeyi başaramaz. 48 yaşında zamanında yaptığının acısını yaşarcasına yatakta çırpınan, hastalığının arttığı bir dönem geçirmiş, ağrıdan başını duvarlara dahi vurmuştur. Kısa bir süre sonra da ağrılara daha fazla bedeni dayanmayan Gökalp vefat etmiştir.

Eşinin Mezarında Şiir Yazdı: Abdülhak Hamit Tarhan


Fatma Hanım’ın büyük aşkı sebebiyle nişanını atan Abdulhak Hamit, onunla evlenmiştir. Sonrasında büyük aşka dönüşmesine rağmen eşini veremden kaybeden Hamit, büyük acılar çekmiş ve Makber isimli eserini vefat eden eşinin uğruna yazmıştır. Bir süre sonra Fatma’sına çok çok benzeyen Nelly isimli biri ile Londa’da evlenmiştir. Adeta ikizi gibiydi bu kadın. Çok ilginç bir tesadüftür ki kısa süre sonra onu da veremden kaybetmiştir. Sonrasında başka evliliklerle mutluluk aramaya devam eden Hamit, hiçbir zaman eski mutluluğunu bulamamıştır.

Makber’den; “Çık fatıma! lahteden kıyam et / Yanımdaki hâline devam et.”

Daha Fazla Göster

Buna da Göz At

Close

Close