Yakın Çekim

Ah Nerede O Eski Bayramlar? Eski Bayramları Hatırlatan Anılar

Her sene “Nerede o eski bayramlar” diye diye getirip yolcu ediyoruz bayramları. Aslında değişen bayramlar değil; alışkanlıklar dersek yanlış olmaz. Bayramları bayram yapan aslında ona yüklediğimiz değer, içimizdeki o heyecandı. Heyecanı yitirmedik elbet ancak bazı şeyler değişti. Bayramlarımız yerini şehir dışı, yurt dışı tatillerine bırakırken özlediğimiz bazı anlar oldu. Bir de büyüdük tabii… Barış Manço’nun “Bugün bayram, erken kalkın çocuklar!” nidasını daha mı az dinler olduk. Ama yine de içimizdeki o çocukla, tadı damağımızda kalan anları, yeniden hatırlayalım mı? Kim bilir, belki bu bayram birazını uygularız…

Bayramlıklarımızla Uyurduk En Huzurlu Uykularımızı…

Bayramlık alışverişimiz günler öncesinden yapılırdı. Mağaza mağaza dolaşılır, kabinlerde sıra beklenir, en güzel bayramlıklar alınır, eve gelinirdi. Evde ayna karşısında saatlerce o bayramlıklar izlenir, ah çekilir, katlanır, başucumuza konurdu. Onlarla uyur, sabahı edemez; sabah uyanır uyanmaz da giyinirdik. Uyuduğumuz en huzurlu uykulardı…

Arefe Günü Telaşları Vardı…

Ev baştan aşağı bayram temizliğine girer, o gece duş alınırdı. Bayramı evimiz de hepimiz de tertemiz karşılardık. Sonra baklavalar, tepsi tepsi börekler açılır, gelecek olan konuklara hazırlanılırdı. Sokaklar telaşlı, anneler telaşlı… Ne güzeldi…

Bayram Sabahı Kahvaltılarının Mutlulukla Bir İlgisi Vardı…

Bir de bayram sabahı kahvaltılıkları vardı. Sabah erken uyanılır, kahvaltıda tüm aile bir araya gelir, dünyanın en huzurlu kahvaltılarından biri edilirdi. Kahvaltı sonrası tüm aile bayramlaşırdı. Bir de bayramlıklarımıza bir şey dökmemek için girdiğimiz çabalar… Tam doymadan kalkılırdı sofralardan, doymak için gıdaya ihtiyaç yoktu zaten; gün uzundu, daha yaşanacak çok bayram anı vardı…

Cebimiz Şeker-Çikolatayla Dolardı…

Bayramlıklar cepli seçilirdi. Sebebi her ikram edilen çikolata ve şekeri cebimize avuç avuç doldurabilme ihtimalimizdi. Kızlar çantalarını ona göre büyük seçerdi. Cebimizdeki, çantamızdaki şekerler bize güven verirdi… Dişlerimizi çürüme ihtimali, bayramlara dâhil değildi.

Mendillere Sarılırdı Harçlıklarımız…

Bir de harçlıklarımız vardı. Kimi zaman cebimize sıkıştırılır, kimi zaman çantamıza atılırdı. En güzeliyse mendillerin arasına sıkıştırılan harçlıklardı… Ah o mendilleri aralamanın mutluluğu!

Bakkal Alışverişlerinde Alırdık Soluğu…

Harçlıkları alır almaz bakkala koşup abur cuburlara sarılırdık. Kendi paramızı harcamanın mutluluğu her şeye değerdi.

Komşu-Akraba Ziyaretlerimiz, Bol Kahkahalarımız Vardı…

Uzun zamandır görüşmeyenlerin görüştüğü, küslerin barıştığı, “Dersler nasıl?”lı, “Evlilik ne zaman?”lı muhabbetler vardı. Özlem sona ererdi, kahkahalarımız zirvede…

Her Şeyden Önemlisi, Bir Yıl Boyunca Beklediğimiz Bayram Heyecanımız Vardı…

O zamanlar tatil rezervasyonları yoktu tabii… Bayramın gelmesini beklerken duyduğumuz o sonsuz heyecan vardı, gün sayardık… Neşesi bile yeterdi… Bizce bir ara yeniden bu bayramları yaşamanın zamanı geldi.

Daha Fazla Göster
Close