100 Senelik Bir Evlilik Komedisi: Hisse-i Şayia | Özçekim
Yakın Çekim

100 Senelik Bir Evlilik Komedisi: Hisse-i Şayia

Bugün de “Yaşasın Tiyatro!” diyerek 100 yıllık bir yapıttan Meşrutiyet dönemi tiyatrosunun günümüze dek uzanan dalını, Hisse-i Şayia’yı anlatacağız.

Hisse-i Şayia

“Meşrutiyet dönemi tiyatrosunun öncü ismi İbnürrefik Ahmet Sekizinci’nin oyunu; ayrıldıktan sonra da didişmeye devam eden ve biricik kızlarını bir türlü paylaşamayan (“hissei şayia”) karı kocanın bitip tükenmek bilmeyen kavgalarını konu alıyor. Şiddetli geçimsizlikle boşanıp yıllarca birbirinden ayrı kalan, her karşılaşmada ezeli-ebedi kavgalarını tekrarlayan, birbirlerine dava üstüne dava açan, gülünç duruma düşseler de bu didişmeden adeta zevk alan fakat aslında her şeye rağmen birbirini seven karı kocanın ve onların arasında kalan genç kızın öyküsü eğlenceli bir üslupla aktarılıyor.” Tanıtım Bülteni

100 Yıllık Bir Oyun Asla Eskimeyen Bir Kurgu

Hisse-i Şayia Atatürk’ün seyrettiği ilk Türk oyunu olan Hisse-i Şayia, kitaplarda okuduğunuz, eskiyi konu alan dizi-filmlerde izlediğiniz Osmanlı kültürünü tüm ruhuyla canlı olarak yansıtıyor.

Faika Hanım ile Tahir Bey, çok severek evlenmelerine rağmen didişerek ayırılmış ve ayrılmış olsalar bile birbirlerine yemeye devam eden bir çift modeli. Birbirlerine yemeleri için en bariz sebep ise asla paylaşamadıkları kızları Mahmure. Sürekli anne ve babası arasında kalan ve oradan oraya sürüklenen Mahmure; kendini hisse-i şayia olarak adlandırıyor.

Öyle ki halasının oğlu ve müstakbel eşi Necmi Bey ile konuşurken:

Aşk ile yapılan evliliklerde saadet yoktur.

Annemle babam arasında hisse-i şaiya gibi harap oldum. Yani hisse-i şayia; paylaşılamayan bir eşya-mal.

Tarihi Oyuna Modern Bir Ceket

Modern Bir Ceket Gerek cümleleri, gerekse de diyaloglarda kullanılan kelimeleriyle oyunun her anı Osmanlı kültürünü yansıtıyor. Ancak buna rağmen oyundaki güncel göndermeler; tiyatronun her devre uyarlanabileceğini, tiyatronun her devrin tiyatrosu olabilecek bir ölümsüzlük taşıdığını açıklıyor.

Usta oyuncu Zihni Göktay, oyunun sonuna doğru geçtiğimiz dönemin güncel şarkısı, Ayla Çelik’ten Bağdat’ı söylemesi,

“Biz dünyanın en büyük âşığı olabiliriz.”

Nikâh kıyarken ise “İstanbul Şehremini Mevlüt Uysal’ın bana verdiği yetkiye dayanarak…” cümlesi ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkanı Mevlüt Uysal’ın adını vermesi,

Salonu kahkahaya boğarken, tarihi bir oyuna modern, güncel bir ceket giydirildiğini yeniden gözler önüne seriyor.

Oyuncular, Mimikler, Ortam, Müzikler: Adeta Bir Tablo

Adeta Bir Tablo

Seyirci, oyunda adeta bir tabloyu izliyor. Bu tabloda herkes birbirinin hareketlerine ve oyunun genel düzenine uyum sağlıyor. Öyle ki bu duruma evin hizmetçisi dahi uyum sağlıyor.

Usta oyuncu, 72 yaşındaki Zihni Göktay ise genç bir oyuncuyu andıran hareketliliği, adeta gönüllerde taht kuruyor.

Faika rolünü üstlenen Hikmet Körmükçü’nün oyunculuğu ise karakteri tam olarak oyuncuya yansıtarak Tahir-Faika didişmelerinin izleyiciye tam hisle geçmesini mümkün kılıyor.

Ya Çok Güçlü Sandığımız Nefretin İçi Boşsa?

Faika ile Tahi Faika ile Tahir; henüz evlenen kızlarının evliliğinin; ikisinin didişmeleri, kızlarını paylaşamamaları yüzünden bozulacağını anladıklarında işler tersine dönüyor.

İşte o zaman seyirci, oyunla birlikte bir gerçeği anlıyor. Oyunun sonunda çok güçlü sandığımız en büyük nefretlerin dahi, bir anlık yumuşama anında içlerinin boş olduğunu görebileceğimiz anlatılıyor.

Osmanlı tarihinden bugüne herkesin yaşadığı aile, sevgi-nefret problemleri modern bir ceketle anlatan oyun; kahkahanın, mutluluğun ve tebessümlerin bir araya geldiği 100 senelik bir başyapıt.

İşte oyunla ilgili daha önce gazetelerde yapılan haberler:

Hisse-i Şayia Hisse-i Şayia Hisse-i Şayia Hisse-i Şayia Hisse-i Şayia

Hem eğlenmek hem de tiyatronun mektep yanını görmek, Osmanlı kültürünü canlı canlı izleyerek geçmişimizi hatırlamak isterseniz İBB Şehir Tiyatroları’nın 100 senelik oyunu Hisse-i Şayia’yı mutlaka izleyin.

Buna da Göz At

Close
Close