MüzikTarih

Ah Bir Ataş Ver Türküsünün Acıklı Öyküsü

Bu ünlü ege türküsünü hepimiz biliriz. Ancak türkünün öyle acıklı bir hikâyesi vardır ki pek çok insan bu hikayeyi bilmez. Gelin o güzel türkünün hikâyesini birlikte öğrenelim.

1.Dumlupınar Kazası

1953 yılında Dumlupınar denizaltısı Ege’de katıldığı NATO tatbikatından geri dönüş yolundayken Çanakkale Boğazı’ndaki Nara Burnu’nda Türk denizaltıcılık tarihinin belki de en acı kazası yaşandı. Dumlupınar, İsveç bandıralı Naboland Şilebi ile Boğaz’ın orta yerinde çarpıştı. Dumlupınar’ın parçalanan kısımlarından hücum eden karanlık sular, baş üstü dikilen koca denizaltıyı 81 denizciyle birlikte birkaç dakika içinde yutuverdi.

2.Denizin Altında Yaşam Savaşı

Dumlupınar denizatlısının Naboland’la çarpışmasının ardından su üstünde 8 denizci sağ kalmıştı ancak bu sayı kısa bir süre sonra 5’e düştü. O gün için Türkiye’nin elinde 91 metre derinlikten bu denizaltıyı çıkartacak imkânlar yoktu. Denizaltı battıktan sonra battığı yerin bulunabilmesi için aşağıdan bir haberleşme şamandırası fırlatmıştı. Bu şamandıranın içinde irtibatı sağlamak için bir de telefon hattı vardı. Şamandırayı bir balıkçı motoru görmüştü. Şamandıranın içinden bir telefon ve bir yazı çıktı: “Dumlupınar burada battı, kapağı açın ve irtibat kurun!.’’

3.ALA DUMLU

Facianın üzerinden yaklaşık dört saat geçmişti. Denizaltının yerini belli eden ve kazazedelerle telefon irtibatı sağlamak üzere yüzeye bırakılan denizaltı battı şamandırası balıkçılar tarafından bulunmuştu. Konuşma gemidekilerle bu telefon vasıtası ile yapılıyordu, radyo işte bu konuşmayı veriyordu, kalabalık bunun için toplanmıştı. İlk telefon bağlantısında “Oğlum merak etmeyin, sizi kurtaracağız… ‘‘Aldığı yara sonucu batan ve manevra dairesinde yangın çıkan Dumlupınar’ın kıç torpido bölümündeki 22 denizci sağ kalmayı başarmış, kurtarılmayı bekliyordu.

Kazadan yaklaşık on saat sonra olay yerine gelen Kurtaran gemisi personeli aşağıdaki arkadaşlarını kurtarmak için büyük gayret gösterdi. Ancak daha çalışmanın ilk adımında denizaltının batı şamandırası koparıldı ve Dumlupınar’la irtibat kesildi.

Aşağıdan gelen son sesler:

— Alo Dumlu.

— Evet, Dumlu.

— Ben Üsteğmen Suat.

— Evet, efendim ben Selami

— Selami nasılsınız, biz geldik, şimdi bana durumu anlat.

— Efendim dizellerden yara aldık, manevra dairesinde yangın çıktı, bataryayı

sıfıra alarak kıç torpido dairesine geçtik, şimdi manevra dairesi su ile dolu.

— Kaç kişisiniz orada?

— 22 kişiyiz.

— Diğer dairelerle irtibatınız var mı?

— Yarım saat evvel kıç batarya dairesi ile konuştum, şimdi cevap vermiyorlar.

— Merak etmeyin ‘Kurtaran’ geldi biz buradayız.

— Efendim manometre 267 kadem gösteriyor doğru mu?

— Selami Kurtaran geldi şimdi kurtarma işine başlanıyor, ben biraz sonra yine gelirim.

— Peki efendim…

4.Son Sigara

Denizaltındaki subay ve astsubay ve erlerin tümüne korkunç gerçek söylendi; kendilerini su yüzüne çıkaramayacaklarını buna imkân olmadığını bildirildi. Artık kendilerine başta söylenen “gerekmedikçe konuşmayın ve sigara içmeyin ‘‘ telkininin yerine “konuşabilirler, türkü söyleyebilirler ve isterlerse sigara da içebilirler ‘‘ denildi. Bunu duyan kahraman denizcilerimizin son sözleri “Sizler sağ olun! Vatan sağ olsun!’’ oldu. O andan itibaren oksijen bitinceye kadar 72 saat hayatta kaldılar ve son anlarından sadece bir türkü kaldı geriye..

“Ah, bir ataş ver cigaramı yakayım, sen sallan gel ben boyuna bakayım…”

 

 

 

Daha Fazla Göster

Buna da Göz At

Close
Close